Daniel Chamovitz - Bitkilerin Bildikleri

Bu zamanda insan, bir tuhaf. Ya değişmeye çalışıyor ait olmadığı bir yerde kabul görmek için ya “sevdiği” birini değiştirmeye çabalıyor. Sanki kimse, diğerlerinin varoluşuna saygı duymuyor. Engin Geçtan “İnsan Olmak”ta şöyle diyor: “Bir insana değer vermek, onun gerçeklerini anlamaya çalışmak ve onu olduğu gibi benimseyebilmektir.” Daha güzel bir dünya için kabullenin sevgili okur. Kendinizi de herkesi de. Var olun.

Çevirmen: Gürol Koca, Metis Kitap, s.36-38

Açıklanamayan Olaylar

Büyükannem biyoloji veya ziraat eğitimi almadı. Liseyi bile bitirmedi. Ama sert bir avokadonun olgun bir muzla birlikte bir kese kâğıdına koyularak yumuşatılabileceğini biliyordu. Bu sihri annesinden öğrenmişti, annesi de kendi annesinden vesaire. Aslında bu uygulama eski çağlara kadar uzanır; kadim kültürlerde meyveleri olgunlaştırmak için birçok yöntem kullanılırdı. Eski Mısırlılar incirleri olgunlaştırmak için aralarına birkaç tane yarılmış incir koyarlardı; eski Çin’de ise armutları olgunlaştırmak için armut dolu ardiyenin içinde tütsü yakılırdı.

Yirminci yüzyılın başlarında, Floridalı çiftçiler turunçgilleri kapalı alanlarda gaz sobası yakarak olgunlaştırırdı. Olgunlaşmayı sıcaklığın sağladığından emindiler, ki vardıkları bu sonuç mantıklı görünüyordu. Turunçgillerin yakınına elektrikli ısıtıcılar yerleştirip de meyvelerin olgunlaşmadığını görünce nasıl bir hayal kırıklığı yaşadıklarını tahmin edebilirsiniz. Sebep sıcaklık değilse, bu olgunlaşma sihrini yapan gaz sobası olabilir miydi?

Öyle olduğu anlaşıldı. 1924 yılında, ABD Tarım Bakanlığı’nın Los Angeles şubesinde görevli biliminsanlarından Frank E. Denny, gazyağı dumanında az miktarda etilen adı verilen bir molekül bulunduğunu ve herhangi bir meyvenin saf etilen gazına maruz bırakılmasının meyvede olgunlaşmayı başlattığını kanıtladı. Denny’nin deneyde kullandığı limonlar etilene karşı o kadar hassastı ki, havadaki küçük miktarda (yüz milyonda bir oranında) bir etilene bile tepki verebiliyorlardı. Keza Çinlilerin kullandığı tütsülerin dumanında da etilen olduğu anlaşıldı. Yani basit bir bilimsel model oluşturularak, meyvelerin dumanı içinde bulunan az miktardaki etilenin “kokusunu aldığı” ve bu kokuyu hızlı olgunlaşmaya çevirdiği ileri sürülebilir. Komşunun mangalından gelen dumanın kokusunu aldığımızda ağzımızın sulanması gibi, bir bitki de havada bir miktar etilen algıladığında yumuşar.

Ama bu açıklama şu iki önemli soruya cevap veremez: Birincisi, bitkiler dumandaki etilene neden tepki verir? Ve ikincisi, büyükannemin bir paketin içine iki meyveyi bir arada koymasının ve Mısırlıların incirleri yarmalarının bununla ne alakası var? Cambridge Üniversitesi’nden Richard Gane’ in 1930’larda gerçekleştirdiği deneyler bize bazı cevaplar sunuyor. Gane olgunlaşmakta olan meyvelerin çevresindeki havayı incelemiş ve bu havanın içinde etilen olduğunu kanıtlamıştı. Onun bu öncü çalışmasından bir yıl sonra, Cornell Üniversitesi’ndeki Boyce Thompson Enstitüsü’nde çalışan bir grup araştırmacı, etilenin meyvelerin olgunlaşmasını sağlayan evrensel bitki hormonu olduğu görüşünü ortaya attı. Akabinde, bu çalışmaları takip eden birçok araştırma incir dahil bütün meyvelerin bu organik bileşiği saldığını ortaya koydu. Yani etilen barındıran yalnızca duman değildir; normal meyveler de bu gazı dışarı salar. Mısırlılar incirlerini yardıklarında, bu meyvelerin içinden etilenin kolayca çıkmasını sağlıyorlardı. Örneğin sert bir armudu olgun bir muzla aynı pakete koyduğumuzda, muz etilen yayar, armut bunun “kokusunu alır” ve çabucak olgunlaşır. İki meyve fiziksel durumlarının bilgisini birbirlerine aktarır.

Meyveler arasındaki etilen sinyalleşmeleri canımız çektiğinde olgun meyvelere sahip olalım diye evrimleşmedi elbette. Bu hormon, bitkilerin kuraklık ve yaralanma gibi çevresel baskılara verdikleri tepkileri düzenlemek üzere evrimleşmiştir ve bütün bitkilerin (küçük yosunlar da dahil) yaşam döngüleri boyunca doğal olarak üretilir. Ama etilen özellikle bitkilerin yaşlanmalarında önemlidir, çünkü etilen yaprağın senesansının (sonbaharda yaprakların dökülmesini sağlayan yaşlanma süreci) temel düzenleyicilerindendir ve olgunlaşmakta olan meyvelerde bol miktarda üretilir. Olgunlaşmakta olan elmaların ürettiği etilen, meyvenin her tarafının eşit biçimde olgunlaşmasını sağlamakla kalmaz, yakınındaki diğer elmaların da olgunlaşmasını sağlar, ki bu durumda daha fazla etilen üretilir, böylece etilenin etkisiyle bir olgunlaşma dalgası başlar. Ekolojik açıdan yararlı bir şeydir bu, çünkü tohumların yayılmasını kolaylaştırır. Şeftali ve küçük taneli meyveler gibi “yenmeye hazır” meyveler hayvanlı cezbeder. Etilenin başlattığı olgunlaşma dalgasında nasibini alan yumuşak meyveler, hayvanlar için kolayca fark edilen bir pazar alanı meydana getirir, buradan beslenen hayvanlar daha sonra tohumları etrafa yayarlar.