#03 Mutlaka Okunması Gereken Yazılar

“Mutlaka Okunması Gereken Yazılar” serisinin üçüncüsü olan yazıda 5 tane yazıyı sizinle paylaşıyorum. Umarım beğenirsiniz. İyi okumalar.

İçindekiler

#01 Nasihatler

Yayınlanan Tarih: 12.10.2018

“Sûfî soylu olanlar, “Nezaretim altında yetiştirilmen için sana karşı insanların gönüllerinde tarafımdan bir sevgi bıraktım!” (Tâhâ 20/39) kaderi üzere doğmuşlardır. İtaati bırakma, yaptıysan da değer biçme. Sûfîler hizmeti batırmazlar, aksine bütün dünyadan daha güzel yaparlar; fakat yaptıkları zaman da saymazlar.”

“İçinde şükür olmayan her nimet sadece bu dünyanın lezzetidir; içinde sabır olmayan her şiddet ve mihnet ebedî ziyandır; içinde ilim ve ihlâs olmayan her itaat ise hayatı rüzgâra savurmaktır. Bana kibir getiren itaatten bîzarım, yakınırım, beni özre getirecek günahın kölesiyim. İnkâr etme, çünkü inkâr etmek kötüdür, inkâr eden bu işten mahrumdur.”

Tamamını Oku

#02 Köle Beslemek mi? İşçi Çalıştırmak mı? Hangisi Daha Ucuz?

Yazıyı Kaleme Alan Kişi: Ekrem Buğra Ekinci

Yayınlanan Tarih: 10.09.2018

“Sanayi inkılâbı, köleliğin sonunu getirdi. Kapitalist sistemde kölenin yeri yoktu. Yevmiyeli işçi çalıştırmak mı; köle beslemek mi daha ucuza geliyordu? Mühim olan buydu.”

“Fakir halklar, bilhassa Ruslar, Türklerin eline esir düşüp köle olmak istemişlerdir. Zira Osmanlı ülkesindeki köleler, kendi ülkelerinde göremeyecekleri nimetlere sahipti.”

“Şer’î hukukta kölelik, harb hâlinden kaynaklanan bir zarurettir. Harb esirleri, eğer fidye karşılığı serbest bırakma imkânı yoksa, mütekabiliyet (karşılıklılık) şartıyla köle yapılır. Hür ile köle, Allah huzurunda eşittir. Ancak kölelerin sosyal ve hukukî statüleri muayyen şekilde tahdid edilmiştir.”

Tamamını Oku

#03 Alev Alatlı: Çocuklarımıza Dünya Okur-Yazarlığı Kazandırmalıyız

Yazıyı Kaleme Alan Kişi: Alev Alatlı, Ayşe Böhürler

Yayınlanan Tarih: 16.03.2018

“Alev Alatlı ile dostluğumuz çok eskiye, 1990’lı yıllara dayanır. İlerleyen yılların perçinlediği samimiyetin etkisiyle sohbetlerimizin çoğunu onun mutfağında yaparız. Bu arada Alev Hanım gerçekten çok iyi yemek yapar. Bu vesileyle Funda’nın Mutfak Rehberi isimli kitabını da okurlara tavsiye ederim. Bir taraftan ev ahalisinin ihtiyaçlarına göre yemekler hazırlanırken devam eden sohbetlerde son derece ciddi ve önemli konulara değiniriz. Hayatın en olağan akışını yansıtan bu sohbetlere tanık olanlar ise bu durumdan çok eğlenir. Çorba karıştırırken bazen memleket kurtarır bazen de batırırız. İzleyenlerin hissesine ise şenlikli ama bir o kadar da bilgi yüklü bir seyir ve çok lezzetli bir tabak yemek düşer.”

“Beni Alev Alatlı ile mutfak sohbetlerini videolu yapmaya iten sebeplerin başında bu ortamın doğallığı geliyor. Böyle ortamlarda her şey organik, stüdyonun yapaylığı da yok. Hamaset, peşrev filan da mutfağa giremiyor. Bizim yıllarca yaptığımız mutfakta akan sohbetlerden birisinde yapımcılığım tuttu, organikliğini bozmadan sohbeti video kaydına aldık. Yemek yapmadık ama bir dahaki sefere yapmayı planlıyoruz.”

Tamamını Oku

#04 Türkiye’den Bir Muhammed Ali Çıkar Mıydı?

Yazıyı Kaleme Alan Kişi: M. Serdar Kuzuloğlu

Yayınlanan Tarih: 14.06.2018

“Cassius Marcellus Clay (Jr.) adıyla olmasa da Muhammad Ali (ya da bizdeki karşılığıyla Muhammed Ali) hepinizin hafızasında bir şekilde yer etmiştir.”

“Tarihinin bu en sıradışı boksörü, bu sporun o döneme dek kökleşmiş bütün geleneklerini altüst etmişti. Ayaklarını yere sağlam basmak yerine ringde bir step dansçısı gibi sekiyor, yüz ve bedenini korumak için gardını sağlam tutmak yerine kollarını iki yana indirerek rakiplerini tahrik ediyordu. Avını tuzağına çeken bir avcı gibi.”

Tamamını Oku

#05 Hürri̇yet Geyi̇ği̇ ve Öldürüen Basın Hürri̇yeti̇

Yazıyı Kaleme Alan Kişi: Ekrem Buğra Ekinci

Yayınlanan Tarih: 10.12.2018

“Sarı Ceket, Fransa’daki halk ayaklanmasının sembolü oldu. Son devirde sembolsüz ne isyana, ne ihtilale rastlanıyor. Fransız ihtilalinde kırmızı külah; Portekiz’de kırmızı karanfil, Ukrayna’da turuncu kaşkol ihtilal sembolüydü. Jön Türk isyanının da garip bir sembolü vardı: Geyik.”

“Hürriyet Kahramanı”

“Rumeli ordusu zabitlerinden Kolağası Resneli Niyazi, emrindeki 200 asker ve kumandanlık kasasından çaldığı 550 altınla beraber isyan ederek dağa çıkmış; padişaha telgraf çekerek meclisi toplamasını istemişti. Onu Enver ve Eyüp Sabri takip etti. Padişah Meşrutiyet’i ilan etti.”

“Niyazi, “Hürriyet Kahramanı”; geyik de “Rehber-i Hürriyet” ilan edildi. Hakkında “Enverle Niyazi unutulmaz bu isimler” diye marşlar bestelendi. İstanbul’a geldiklerinde bilhassa Arnavut kıyafetleri içindeki Niyazi Bey, büyük sükse yaptı. Çocuklara ismi konuldu; mekteplere ismi verildi.”

“Ama daha ziyade yanında gezdirdiği geyik, alaka çekmişti. Güya dağa çıktığı sırada, peşine bir geyik takılıyor; bu “hürriyet fedaileri”nin yanından ayrılmıyor. “Gazâl-ı Hürriyet”, yani Hürriyet Geyiği adını verdikleri bu zavallı hayvan, Jön Türk isyanının sembolü oluveriyor. Nereye gitse yanında götürür; çektirdiği resimlerde yanından ayırmazdı. O devre ait Meşrutiyet kartpostallarında, Niyazi ve geyiği hep yan yanadır.”

Tamamını Oku

Sizde beğendiniz yazıları benimle paylaşabilirsiniz.