#02 Mutlaka Okunması Gereken Yazılar

“Mutlaka Okunması Gereken Yazılar” serisinin ikincisi olan yazıda 5 tane yazıyı sizinle paylaşıyorum. Umarım beğenirsiniz. İyi okumalar.

#01 BBC araştırdı: Seks işçiliğine zorlanan Arakanlı Müslüman çocuklar

Ekip: Sam Piranty, Glenn Devitt, Nick Woolley, Mishal Husain, Jacky Martens

Yayınlanan Tarih: 21.03.2018

BBC’nin yaptığı araştırma, Myanmar’dan Bangladeş’teki mülteci kamplarına kaçan Arakanlı Müslüman kız çocukların seks ticaretine zorlanarak yabancılara satıldığını ortaya çıkardı.

14 yaşındaki Anwara, bu kız çocuklarından biri.

Myanmar’daki kriz sırasında ailesi öldürülen Anwara, Bangladeş yolunda yardım istediği kişilerin ağına nasıl düştüğünü anlatıyor:

Bir kamyonet içindeki bir grup kadından yardım isteyen kız, kendisine güvenli bir hayat vaat eden bu kadınların aracına binmeyi kabul ettiğinde kendini Bangladeş sınır kasabası Cox’s Bazar’da buldu:

“Çok geçmeden iki genç adamı yanıma getirdiler. Onlarla iş birliği yapmadığım için bana bıçak gösterip, karnıma vurdular ve dövdüler. Daha sonra ikisi de bana tecavüz etti. İstemememe rağmen durmadılar.”

Tamamını Oku

#02 İslâm’ın içini boşaltan Müslümanlar

Yazıyı kaleme alan kişi: Mahmud Erol Kılıç

Yayınlanan Tarih: 21.03.2018

ABD’de yapılan bir araştırmada “Bir zamanlar Müslümandım (Ex-Muslim)” diyenlerin sayısında büyük artış gözlemlenmekte imiş. Bunların çoğu sonradan ihtida ederek Müslüman olanlardan. Diğer bir kesim ise bazı Ortadoğu ülkelerinden Müslüman geçmişiyle Batı’ya gelenlerden. İslam’dan çıkanlardan bazısı ateist oldum derken bazısı da Hristiyanlık gibi başka bir dine girdim diyormuş. Hatta bu eski Müslümanlar İngiltere’de o kadar çoğalmış ki Council of Ex-Muslims of Britain (CEMB) adında bir konsül dahi oluşturmuş

Aziz Nesin hafızlık yapmak üzere gönderildiği Kur’ân kursunda yediği dayaklardan sonra dinden soğuduğunu söylemişti. Youtube’ta araştırabilirsiniz İslam dünyasında hâlâ Kur’an kurslarında falakaya yatırılan çocuklar var. Bunlar büyüyünce ve de eğer İslam coğrafyasından dışarı bir yere iltica ederlerse yukarıda bahsettiğim potansiyel birer EX-MUSLIM oluyorlar. Memleketimizde büyük sponsorluklarla kurulan KUR’ÂN merkezi v.b. gibi adlar altında açılan yerler anlamadıkları sahalarda dolaşacaklarına bu Kur’an kursları üzerinde çalışsalar belki İslam’dan kaçışa bir nebze çözüm yolları bulabilirler.

Tamamını Oku

#03 Kardeşlik, ‘Kardeşim’ Dediğin Kişinin Acısını Hissetmektir

Yazıyı kaleme alan kişi: Ahmet Serin

Yayınlanan Tarih: 20.02.2018

“Ben yirmi altı yıldır durmadan üşüyorum. Nerede olursam olayım üşüyorum. Evimde ya da başka yerde, hiç fark etmez, durmadan üşüyorum. Hele hele şubat gelince daha da çok üşüyorum. Üşüyorum çünkü yirmi altı yıl önce Hocalı’da donan o çocuklar aklıma geliyor. O çocuklara iki lokma ekmek verip karnını doyurmak isteyen, yollarda üşüyüp onlarla beraber katledilen anneler aklıma geliyor ve üşüyorum. Onlarla kardeş olduğum için, onların acılarını hissettiğim için üşüyorum. Kardeşlik budur. Kardeşlik, ‘kardeşim’ dediğin kişinin acısını hissetmektir. Ben de onların acısını hissediyorum.”

“Peki, acımasızca katledilen bu kadar insanın suçu neydi? Hangi büyük suçu işlediler ki böyle insanlık dışı bir katliama maruz kaldılar? Bazısının gözü oyuldu, bazısının kalbi yerinden çıkarıldı, bazısının kafası koparıldı ama hepsi de acı içinde can verdi sonuçta. Neydi onların suçu? Onların suçunu söyleyeyim: Onların tek suçu Türk olmaktı.”

”Batı, aynı zamanda bu katliama ortaktır. Çünkü Ermenilere o silahları veren Batı’dır. Batı için Ermeniler kardeş, Ermenistan ise Türk dünyasına açılan bir kapıdır. O yüzden böyle davranmaktadırlar. Batı, Müslümanlar söz konusu olduğunda bu ikiyüzlülüğü her zaman ve her yerde yapmaktadır. Bosnalı Müslümanlar katledilirken de gözlerini kapatıp kulaklarını sağır etti Batı dünyası.”

Tamamını Oku

#04 Türkiye’deki Mektup Arkadaşları Sayesinde Dilini Geliştirip Sözlük Yazan Japon: Takeuchi Kazuo

Yazıyı kaleme alan kişi: akira

Yayınlanan Tarih: 22.02.2018

“merhaba, ben bir japonum. mektup yazmak için türk arkadaş arıyorum. bu kartı okuyan bana cevap yazarsa sevinirim. japonya dan sevgilerle.”…

çok ilginç bir şey olur, yazdığı yirmi karta da cevap gelir, ama yirmisi de kartları gönderdiği postanelerde çalışan postacılardır. evet, takeuchi adres olarak örneğin; anamur postanesi, türkiye yazmıştır. bu yirmi postacı da kendisine cevap yazmış ve belki de nerede olduğunu bile bilmedikleri “japonya”ya hiç tanımadıkları birine cevap yazmışlardır. gönderdiği tüm random kartların cevaplanmasına elbette şaşıran takeuchi, bu sıcaklık üzerine daha da çok türkçe çalışıp onlara uzun uzun mektuplar yazmış, uzun uzun da cevaplar almıştır, hatta yazdığı yanlış türkçeler düzeltilerek, hatta şöyle dersen daha iyi olur diye o zamanın güncel türkçeleri öğretilerek. basit bir arkadaş arıyorum arkadaş olayı değildir bu; başka kültürlerle, başka insanlarla arada hiç bir art niyet olmadan tanışmak, onlara bir şey öğretmek ve onlardan bir şeyler öğrenmek amacı ile yapılmış bir şeydir.

takeuchi hoca, 90 yaşında ve bugüne kadar yaptıklarını anlatacak olursak, ankara üniversitesi’nde ilk japonca derslerini vermiştir (türkiye’de ilk defa), japonya’dan yüzden fazla kurumda türkçe öğretmiştir ya da türkiye hakkında konuşmalara başkanlık etmiştir. japonya’daki ilk türkçe japonca sözlüğü yazmıştır. bu arada üzerine hala daha doğru düzgün bir sözlük yazılmış değildir. iki sene önce 88 yasında iken japonca türkçe sözlük yazmıştır. uygur türkçesi, kıpçak türkçesi, kazak türkçesi vs. hakkında binlerce makalesi vardır. ilk türkçe gramer kitabını yazmıştır.

Tamamını Oku

#05 Neden Kadın Sorunu?

Yazıyı kaleme alan kişi: Prof. Dr. Mehmet ERDOĞAN

Yayınlanan Tarih: 30.04.2012

Anadoluda, kırsal kesimde bir kadının günü nasıl başlıyor ve nasıl bitiyor dersiniz? İlişkileri hâlâ kopmamış, köy kültürünü iyi bilen biri olarak size alatayım ben: Mesela bir yaz günü sabah ezanı okunmadan kadın ayaktadır. İlk iş ocak yakmakla başlar, ateşi bazen komşudan alır/alırdı. (Mevsim kış ise, herifin -ki bu sözcük kabalığı simgelediği için özel olarak seçilmiştir- abdest suyu sıcak olmalıydı ve kadın/ gelin dediğin bunu ihmal edemezdi, büyük saygısızlık olurdu.) Bir taraftan ocak yanarken ve üzerine koyduğu tarhana çorbası pişerken, kadın bir yandan da ahıra inip ineği sağmak ve yavrusunu emzirip, sonra ikisini birden köy meydanına sürüp, buzağıyı dana çobanına, ineği sığır çobanına katmak durumunda idi. Hazır meydana gelmişken, evden koluna takarak getirdiği bakraçları (Bizde helke derler) köy çeşmesinden su ile doldurup her adımla birlikte bir o yana bir bu yana yamularak evin yolunu tutmak, çocukların ya da yaşlıların karıştırmakta olduğu çorbayı hazırlayıp sofraya getirmek için davranması gerekirdi. Eğer yemeğin altı yanmış ya da taşırılmışsa sorumlu elbette kadındı. Çorba leğeninin başına geçirilmesi, çok zayıf bir olasılıktan ibaret değildi. Yemekten sonra herif tarlanın yolunu tutacak, onu hazırlamak elbette kadının sorumluluğunda olacaktı. Sağdığı sütü ödünç vermeyecekse komşuya, onu öncelikle halletmesi, pişirip, süt makinesinde çekmesi yahut mayalayıp yoğurt yapması gibi işler kendisini beklemekteydi. Çok sürmeden azığı hazırlayıp tarlaya herifin yanına gitmek üzere yola koyulacak. Orada bir müddet ona yardım edecek ve uzun yaz günlerinde güneş tam tepeye dikildiğinde yorulmuş ve acıkmış olarak mola verecekler. Herif ağacın serin gölgesine uzanacak, yorgunluğun tadını çıkaracak. Kadıncağız pınardan su getirecek, yoğurdu özeyecek, yemeği hazırlayacak ve herifi buyur edecek. Yemekten sonra bir süre daha çalıştıktan sonra köye yetişecek, gelirken boş gelmesin diye topladığı çalı çırpıyı şelek edip sırtına vuracak, kendisini bekleyen bir sürü işi halletmeye çalışacak. Akşamüzeri dana sürüsü gelecek, arkasından sığır. Yavru, anasını görüp emmeden sütü sağacak, yemeği hazırlayacak, sütü halledecek gündüzden yarım kalan işleri tamamlayacak, hayvanları ahıra dolduracak, sıra evdekilere gelecek, çocukları doyuracak, onları yatıracak ve en sonunda kendisi eğer bir yerde uyuya kalmadıysa yatağa uzanacak ve bundan sonra da herifin özel isteklerine cevap vermeye çalışacak. Haftada bir gün kazan kurup yunak yuyacak, çocukları sırayla çimdirecek, evin genel temizliğini yapacak. Güz günü hasad sonrasında bulgur kaynatacak, tarhana yapacak, bağ bahçe varsa onlara bakacak, sulayacak, çapalayacak, ekecek, biçecek… kendisini ve varsa karnında yavru onu bile unutacak, kimbilir belki tarlada bir çalı dibinde, belki yolda belde çocuğunu doğuracak, kendi kendisinin ebesi olacak, kendi bebesinin göbeğini kesecek… (Bizim komşunun çocuğuna, anası tarlada doğurduğu için tarlacı derdik).

Tamamını Oku