#01 Mutlaka Okunması Gereken Yazılar

“Mutlaka Okunması Gereken Yazılar” serisinin ilki olan yazıda 5 tane yazıyı sizinle paylaşıyorum. Umarım beğenirsiniz. İyi okumalar.

#01 Boğaz’da Bir Huzur Adası: Yahya Efendi Dergahı

Yazıyı kaleme alan kişi: Nidayi Sevim

Yayınlanan Tarih: 07.09.2017

“Yahya Efendi Dergahı’nın cümle kapısını geçtikten sonra derin bir sükûnet ve huzur iklimi hemen fark ediliyor. Bu sükûnet ve uhrevi hava insanda ister istemez büyük bir hürmet ve teslimiyet hissi uyandırıyor. Nidayi Sevim tekkenin tarihçesini ve 2014’te başlayan restorasyonda gelinen son durumu yazdı.”

2010 yılı idi, “Sadaka Taşları” isimli çalışmamız yayımlanalı bir yıl olmuştu. İşte o günlerin birinde telefonum çaldı. Arayan ekonomi-iktisat konulu yazıları ile tanınan Güngör Uras üstadımızdı. Kendisini tanıtıp merhabalaştıktan sonra “Sadaka Taşları-Zimem Defterleri” başlıklı bir yazı kaleme aldığını, internette bize ait bir sadaka taşı fotoğrafına rastladığını, şayet mümkünse yazısında bunu değerlendirebileceğini, yazıda “sadaka taşları” kitabımıza da yer vereceğini ifade etti. Memnuniyetle kullanabileceğini, herhangi bir mahsurun bulunmadığını söyledim.

Tamamını Oku

#02 Olman gerektiği gibi ol

Yazıyı kaleme alan kişi: Serdar Tuncer

Yayınlanan Tarih: 21.09.2017

Irak meselesi çok baş ağrıtacağa benziyor. Bugün değilse yarın… Belki şimdilik geri adım atılarak referandum iptal edilir yahut tehir edilir, belki başka bir alternatif çözüm üretilir bilemem ama görünen o ki uzun vadede en az Suriye meselesi kadar Türkiye’yi etkileyecek sonuçları olacak bu işin. Çünkü birileri orada bağımsız bir Kürt devleti istiyor. Hatta bu birileri, bu devleti Kürtlerden daha çok istiyor. O coğrafyayı sözde Arap Baharı adı altında kaosun kucağına atanlar, Suriye’den sonraki domino taşının adını çoktan koymuşlar. Yıkıla yıkıla geliyor hamleler… Nihai hedef ise asla Kürt devleti değil. Kürt devleti, büyük planın küçük bir parçası sadece. Günü geldiğinde en büyük zararı da bugün bağımsızlık hayali kuran Kürtlere verecek parçası hem de. Öyle ya, plan kurucuların taktiği değişse de parolası sabit: Kullan at! Obama’nın, temizlenmesi 20 yıl sürebilir dediği bir DAEŞ vardı, ne oldu sahi?

Tamamını Oku

#03 Chaplin’den Kızına Mektup: Her zaman insan olmak için çaba harcadım. Sen de öyle yap!

Yazıyı kaleme alan kişi: Charlie Chaplin

Sevgili kızım.. Şimdi gece, Noel gecesi. Benim küçük kalemimdeki silahsız muhafızların hepsi derin uykuda. Kardeşlerin uyuyor, annende uykuya daldı. Ne var ki sen çok uzaklardasın;eğer şu anda şu dakikada fotoğraflarına bakmıyorsan kör olayım. Fotoğrafların burada masanın üzerinde kalbime en yakın yerde duruyor. Oysa sen neredesin? Uzaksı, masalsı, Pariste, CampsElyees’deki tiyatroda, görkemli bir sahnede dans ediyorsun. Ben bunu çok iyi bildiğim halde genede bu sakin gecenin sessizliğinde senin ayak seslerini net biçimde duyuyorum. Gözlerin gözlerimin önüne geliyor; gözlerin kış gecesine özgü gökyüzündeki yıldızlar gibi parlıyor. Bu güzel oyunda, Şahın tutsak aldığı güzeller güzeli İranlı kızı oynadığını biliyorum. Güzeller güzeli ol sen de dans et, yıldız ol ve parıltılar saç. Ama seyircileri büyülermiş olmaktan, onları kendine hayran etmekten sarhoş olduğunda, sana sunulan çiçeklerin kokusu başını döndürdüğünde, tek başına bir köşeye çekil ve benim mektubumu oku, babanın sesine kulak ver.

Tamamını Oku

#04 2. Dünya Savaşı’na Ok ve Kılıçla Katılan Asker

Yazıyı kaleme alan kişi: Liza Demirtaş

Yayınlanan Tarih: 04.09.2017

Eğer Yüzyıl Savaşları’na gidiyorsanız veya Orta Dünya’da orkları savuşturuyorsanız; savaşa giderken yay, bir sadak dolusu ok ve pala ile silahlanmanız gayet anlaşılır bir durumdur. Ancak 2. Dünya Savaşı’nda zamanın teknolojisi karşısında bu silahlar birer çocuk oyuncağına benzerdi. Kılıç, tüfek ve tanklara karşı en iyi olası savunma değildi huşkusuz. Ancak, “Mad Jack” lakaplı John Malcolm Thorpe Fleming Churchill için, silahlanırken yay ve kılıçtan daha güvenilir hiçbir şey yoktu.

1926’da Sandhurst’teki Kraliyet Askeri Akademisini bitirdi. 2. Dünya Savaş’ında üne kavuşmadan önce, Mad Jack, Nairobi gazetesinde editörlük, modellik ve yay kullanmaktaki uzmanlığı sebebiyle Bağdat Hırsızı’nda (The Thief of Bagdad) figüranlık yaptı. Yay kullanmadaki aynı yeteneği onu İngiltere için atış yaptığı 1939’daki dünya şampiyonasına Norveç, Oslo’ya götürdü.

Tamamını Oku

#05 Japonya notları

Yazıyı kaleme alan kişi: Taha Kılınç

Yayınlanan Tarih: 20.09.2017

Sabah namazından sonra, Tokyo’nun lüks semtlerinden Shibuya’nın ara sokaklarını dolaşmaya başladık. Dokuz yıldır Japonya’da yaşayan mimar arkadaşım Abdurrahman Kaç’ın Japonların mimari anlayışları ve şehircilik uygulamalarıyla ilgili anlattıkları gerçekten ilginçti: Binaların yapımında, çevredeki yaşam alanlarının güneş ışığı almasının uzun süre engellenmemesi esasmış örneğin. Farklı bölgelere göre değişmekle birlikte, bir evin ya da sokağın aralıksız dört saat güneşten mahrum kalmaması gerekiyormuş. Komşusunun ışığını kesen, güneşini engelleyen binaların ruhsat alması imkânsızmış. Abdurrahman bunları anlatırken, bir yandan da Shibuya’da Japon mimari hukukuna göre inşa edilmiş, ilginç görünümlü binaları gösteriyordu bana. Sırf yandaki evlerin güneşini engellemesin diye tepesi yarıdan kesilmiş, görünüşleri farklı şekiller almış yapılar dikkat çekiyordu.

Tamamını Oku

Sizde beğendiniz yazıları benimle paylaşabilirsiniz.